Dubrovnik Yolları

Sabah erken kalkıp kahvaltı falan yapmadan Dubrovnik’e doğru yola koyulduk. Bosna-Hersek’in mutlaka görülmesi gereken, açıldıktan sonra herhangi düzeltme işlemi geçirmemiş, kazma, kürek izlerini koruyan tünellerini geride bırakarak dağları, bayırları aşarak 3 saat sürdü yolculuk.

Mostar’la Dubrovnik arasındaki herhangi bir otoban falan yok. Onun yerine tek şeritli dağ yollarından devam etmek zorunda kalıyorsunuz. Araya bir sürü köy, kasaba falan giriyor. Herhangi bir yerleşimin olmadığı yerlerde, özellikle Sırp Cumhuriyeti denilen özerk bölgede arabayı sağa çekip araziye falan çıkmayın. Çünkü arazi savaştan kalan mayınları saklamaya devam ediyor. Yol kenarlarında ‘Dikkat Mayın!’ tabelalarını görebilirsiniz. Bunun yanı sıra etrafı mumlarla ve çiçeklerle süslenmiş küçük anıtlar da dikkatinizi çekecek yol boyunca. Bunların savaşla bir alakası yok. Slav kültürünün bir gereği olarak herhangi bir şekilde hayatını kaybeden insanların öldükleri yere küçük bir anıt yapıyor yakınları. Olay bundan ibaret.

Mostar-Dubrovnik arasında birkaç tane dağın zirvesine çıkıyorsunuz. Sıkıntılı olan kulaklarımın basınçtan etkilenebileceği kadar yükseliyorsunuz yani.

Araba kullanırken her zaman dikkatli olmak lazım ama bu bölgelerde biraz daha dikkat gerektiriyor galiba. Çünkü tek şeritli yolda karşımdan gelenlerin hepsi şeridi ayıran çizginin tam üzerinden geliyor. Karşıdan gelen saygı yok adamlarda. Düz yolda sıkıntı olmuyor da keskin virajlarda kafa kafaya gelebiliyorsun. Ama bunun da çözümü var tabii. Onlar çizgi üzerinden gelirken siz sol tekerinizi biraz onların şeridine sokun, onlar korusun kendini. Şimdi onlar düşünsün!

Karşıdan gelenlerin hepsi yavşak değil. Sırp bölgesinden çıkmak üzereyken karşıdan gelen arabalardan bir tanesi üst üste selektör yapmaya başladı, yanımızdan geçerken de eliyle yavaşla diye işaret etti. İleride bir radar olduğunu anladık fazla gitmeden de yolun kenarına kamera gibi kurulmuş radarı ve başındaki polisleri gördük. Çok efendi ve saygılı bir şekilde geçip gittik yanlarından.

Yolların büyük bir bölümünde fazla bir araba görmüyorsunuz. Önünüz arkanız bomboş kalıyor çoğu yerde. Bu şekilde devam ederken birden camları siyah, kendi simsiyah bir Megane peyda oldu arkamızda. Bomboş yolda takip mesafesini gayet yakından koruyarak uzun bir süre peş peşe devam ettik yola. Sırp bölgesinde Zagreb plakalı bir araçla olmamız, bölgenin eski bir komünist ülke olması, okuduğumuz kitaplardan, izlediğimiz filmlerden aklımızda kalan politbüro takiplerini falan hatırlayarak arkamızdaki Megane’a bir sürü anlam yükledik ve eğlene eğlene yolumuza devam ettik. Ama araba bir süre sonra bizi sollayıp yola devam edince biz de muhabbetin konusunu değiştirdik. Fakat birkaç kilometre sonra aynı araba sağ tarafa park etmiş beklerken, yanlarından geçince tekrar takıldı peşimize. İşte az önceki politbüro geyikleri gayet gerçekçi geldi bir anda. Bu şekilde birkaç dakika peş peşe devam ettik. Baktım takipten vazgeçmiyorlar iyice yavaşladım, 30’a-40’a falan düşürdüm hızımı. Bu şekilde de 1 dakika civarı devam ettik yola, sonra sollayıp gittiler ve bir daha da görmedik adamları.

Öğlene doğru sınıra ulaştık ve Hırvat polisinin her zamanki sorgularının ardından giriş yaptık ülkeye. Süper virajları olan bir dağ yolunun ardından önce Adriyatik’in puslu yüzeyi karşıladı bizi, sonra da Dubrovnik’le kesiştik uzaktan.

Bu yolun başlangıcı için
1- Türk vatandaşı vs Hırvat polisi
2- Hırvat yollarında dört atlı
3- Bir gece vakti Mostar
4- Mostar ve Köprüsü

"Dubrovnik Yolları" için bir yorum

  1. Cervantes'ten bir arkadaş:-)) diyor ki:

    “Karşıdan gelene saygı yok adamlarda” Eeee tıpkı bizim gibiler..Hele de size selektör çakmışlarken, başka birşey düşünülemez:-))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*