İspanya Tavsiyeleri

Bilbao, Madrid, Toledo, Barcelona, Pamplona, San Sebastian’dan oluşan İspanya turu maalesef sona erdi. Tilkinin dönüp dolaşıp geldiği noktadayım artık. İspanya’da genel olarak neler dikkatimi çekti, nelere “vay anasını lan!” dedim önce onları yazayım hoş bulduk niyetine.

 

Başlayalım

 

İngilizcenize güvenip İspanya’ya giderseniz biraz sıkıntı yaşayabilirsiniz. O yüzden yanınızda benim gibi İspanyolcasına güvenen biri olursa iyi olur. Gençler İngilizce konuşuyor ama 35 yaş ve üstünde böyle bir şey yok. (Bilet, vize vs. işlemleri karşılığında işlerinizi kolaylaştırırım diyor şair burada)

 

İspanya’daki bakkalların tümü Uzakdoğuluların. Onların da yaşlıları sadece ana dillerini konuşuyor. Ödeyeceğiniz tutarı hesap makinesine yazıp gösteriyorlar.

 

İspanya’daki Türk lokantalarını Pakistanlılar, Bangladeşliler falan işletiyor. 15 günde Türk işletmecilerin sahip olduğu 2 lokanta gördüm.

 

Sigara almak için büfelere uğramayın, hava alırsınız. Sigaralarınızı cafe, bar gibi yerlerde bulunan makinelerden alabilirsiniz. Ya da tabaco adı verilen dükkanlardan temin edebilirsiniz.

 

İspanya’da çoğunluk “Tabaco de liar” diye adlandırılan sarma sigaralardan içiyor. Hem ucuz, hem bereketli. Makinelerde sadece Camel’in sarma sigarası var. Fiyatı daha uygun, taşıması falan da kolay.

 

Türkiye’de olduğu gibi 24 saat açık yer bulmanıza neredeyse imkan yok. Garlar, istasyonlar 00.00’da kapanıyor. Consigna adı verilen emanetler de kapalı oluyor haliyle. Çantalarınızı emanete bırakırken bu durumu göz ardı etmeyin. Gece yolculuğu yapmayı planlıyorsanız biletinizi erkenden alın.

 

Otobüs biletleri buradaki market fişlerine benziyor. Üzerinde otobüsün nereden kalkacağına dair bir ibare yok. O yüzden 20 dakika falan önce gidin otogara. Otobüsünüzü sora sora ancak bulursunuz.

 

Otobüslerde host ya da hostes diye bir şey yok. Dolayısıyla ikram da yok. 5-6 saatlik mesafelere bile tek molayla gidiyorlar.

 

İspanya’da her yerde uyuyabilirsiniz ancak çadır kurmak yasak. Otostopla gezenlerin en nefret ettiği ülkelerden birisi de İspanya, çünkü kimse arabasına almıyor.

 

Kuzey İspanya yani Bask bölgesi yaz aylarını serin geçiriyor. Hava sürekli kapalı ve ince ince yağmur yağıyor. Karadeniz iklimi var bir nevi. Yolunuz düşerse kalın bir şey alın yanınıza. İspanya, Akdeniz ülkesi ama kuzeyi değil.

 

İspanya’da umumi tuvaletler parasız. Gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.

 

Tuvaletlerde dispanser havlu yerine otomatik kurutma makineleri var. İsterseniz saçınızı bile kurutabilirsiniz.

 

İspanya’nın en büyük alışveriş merkezleri El Corte Ingles diye bir firma. Bizim AVM’lere benziyor.

 

Adamların siestalarına dikkat edin. Alışverişlerinizi siestalara göre ayarlayın yoksa aç kalma ihtimaliniz var.

 

İspanyalıların beslenme alışkanlığı biraz değişik. Sabah kruvasan ve kahveyle kahvaltı yapıyorlar ve gece geç saatlerde akşam yemeği yiyorlar. Onlara uyarsanız aç kalırsınız.

 

Büyükşehirlerin metro ağı çok gelişmiş. O yüzden metroya binerken bir de metro haritası alın yoksa yer yüzüne çıkamadan ömür tüketirsiniz.

 

Kredi kartı ile alışveriş için minimum tutarı tutturmanız gerekiyor. Yoksa karttan alışveriş yapamıyorsunuz.

 

Marketlere girerken kendi poşetinizi, çantanızı falan götürmeye gayret edin. Çünkü poşeti parayla veriyor adamlar.

 

İspanya’daki müzeler haftanın belli günleri ücretsiz oluyor. O zamanı tutturursanız bedavaya gezebilirsiniz normalde biletleri 5-20 Euro arasında değişen müzeleri.

 

Müze konusunda fersah fersah öndeler. Bir kısmında fotoğraf çekimine izin verilmiyor. Bal mumu heykeller ve benzer şeylerle, sergiledikleri dönemi yaşatmaya çalışıyorlar.

 

İspanya’da kızların da yol ortasında gürültülü bir şekilde sümkürmesini garip karşılamayın. Orada kimse garipsemiyor.

 

Adamlarda sahtekarlık yok. Normalde tek biletle bütün şehri dolaşabilirsiniz ama oradakiler gidecekleri yere göre fiyat ödemeyi tercih ediyorlar. İsterseniz metroda falan çakallık yapabilirsiniz. Ama yakalandığınızda 100 Eurocuk küçük bir cezası var.

 

Bilbao’daki tramvaylarda ne görevli var ne de bilet turnikesi. Duraktaki otomattan bilet alıp trenin içindeki makineye okutuyorsun. İstersen okutmayabilirsin ama sonucu ne olur ben de bilmiyorum.

 

İnsanın İspanya’da memur olası geliyor oradakileri görünce. Gördüğünüz polislerin sakallı, bıyıklı, küpeli olma ihtimali çok yüksek.

 

Suların fiyatı ortalama 1.5 Euro. Mataranızı yanınızdan ayırmayın ve bulduğunuz herhangi bir çeşmeden içmekten çekinmeyin.

 

İspanya’da şehirler arası ulaşıma güvenmemeye çalışın. İstanbul’dan İzmit’e gittiğinizi düşünün. İzmit’ten de Ankara’ya geçmek gibi bir planınız olsun… Şimdi o planı sakince yere bırakın çünkü İzmit’ten Ankara’ya gidebilmek için tekrar İstanbul’a dönmeniz ve Esenler’den yola çıkmanız gerekiyor. Madrid çevresinde durum yaklaşık olarak bu şekilde. Ya da İstanbul’dan Ankara’ya gitmek istiyorsunuz. O zaman önce İstanbul’dan Eskişehir’e gidecek, Eskişehir’den de Ankara’ya gideceksiniz. Direkt ulaşım biraz zor gözüküyor.

 

Düz bir yer olduğu için bisiklet kiralayabilirsiniz ama fiyatları biraz tuzlu oluyor.

 

Wi-fi kullanımı oldukça yaygın illa ki şifresiz bir wi-fi bulabiliyorsunuz. En kötü ihtimalle Mc Donalds’a gidin.

 

İspanyollar genel olarak sıcak kanlı insanlar. Eğer bir sıkıntıyla karşılaşırsanız Güney Amerikalılar’la kontak kurun bir şekilde size yardımcı olacaklardır.

 

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Çok kafana takılan bir şey olursa mail falan at sevgili okur. Bir şekilde cevap veririm bence.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*