İspanya’nın Vahşi Kültürü Boğa Güreşleri

Türk gibi başlayıp İngiliz gibi bitiremediğimden olsa gerek Bilbao’dan sonrasını yazamadım bir türlü. Konular falan aklımda ama ha bugün ha yarın derken vakit geçiyor işte.

Bilbao’da Iñaki amcanın eşsiz (!) Fransız kahvaltısını yaptıktan sonra saat 07.00’de otobüse atlayıp Madrid’e doğru yola koyulduk. 5-6 saatlik bir yolculuğun ardından başkente ulaştık. Sol Meydanı’nda Gran Via’da dolaşarak geçirdiğimiz günün ardından ertesi sabah, programımızı Avrupa Şampiyonası Finali’ni Real Madrid’in sahası Santiago Bernabeu’da izlemek üzerine kurup dolaşmaya devam ettik.

Hiç hesapta yokken kendimizi bir anda boğa güreşlerinin yapıldığı Plaza de Toros’un önünde bulunca içeri girmeye karar verdik. Yıllar önce okuduğum bir haber dolayısıyla boğa güreşlerinin yasaklandığını zannederek içeride mizansen yapılacağını düşünüp girdik içeri. Boğa güreşi dedikleri şey, şöyle bir şey sevgili okur. Güreşler üç basamaktan oluşuyor. Girişte olarak hayvanı kızdırıyorlar, gelişme bölümünde çileden çıkartıyorlar, sonuçta ise olayı noktalıyorlar. Güreşler başlamadan önce tribünün bir köşesinde yerini alan orkestra España Cani’yi çalarak izleyicileri hareketlendiriyor ve bir anda kocaman bir boğa çıkıyor arenaya.

Hayvan ne olduğunu anlamadan bir sürü insanın ortasında kalınca anlamsız anlamsız sağa sola koşturmaya başlıyor. Bu şaşkınlıktan yararlanmak isteyen altı matador da sahnedeki yerlerini alıp ellerindeki pelerinlerle hayvanın ilgisini çekiyorlar. Boğa var gücüyle matadorların üzerine koşuyor ama matadorlar arenanın tribün duvarlarının hemen önüne konulan tahta perdenin arasına girip hayvanı kendilerine yaklaştırmıyorlar. Bir grup perdelerin arkasına saklanırken, diğer gruplar çıkarak hayvanı üstlerine çekiyorlar. Saldırmak isteyen boğa tam boynuzlarıyla matadorlara dalacakken tahta perdeyle karşılaşınca iyice kızmaya başlıyor. Bu aksiyon yaklaşık 10 dakika sürüyor. Boğanın iyice kızdığından emin olduktan sonra da atını zırhlarla kaplamış şövalye giyimli başka bir eleman çıkıyor arenaya. Bu sefer boğa, direkt ata doğru hamle yapıyor. Hayvan koşup koşup ata boynuzlarıyla dalarken şövalye kılıklı yavşak da elindeki mızrağı boğanının ensesine saplıyor. Beklemediği bir tepkiyle karşılaşan boğa ise hırsını attan çıkartmaya çalışıyor. Perde arkasındaki matadorlar tekrar arenaya çıkıp boğanın ilgisini attan uzaklaştırıyorlar.

Asıl işkence de burada başlıyor zaten. Altı matador ellerindeki çengelli şişleri boğanın sırtına saplıyor ve hayvandan oluk oluk kan akmaya başlıyor. Şişler çengelli olduğu için ete girip saplanıyor ve boğanın her hareketinde sallanarak hayvanın daha çok canını yakıyor. Bu aşamada boğa çileden çıkmış oluyor zaten. Biz matadorlara “vay orospu çocukları” diye bağırırken tribündekiler her şişten sonra çılgınca alkışlıyor. Bu alkışların en yoğun olduğu noktada ise asıl matador geliyor arenaya. Kılığı, kıyafeti ve kendinden emin hareketleriyle bu işin piri olduğunu gösteriyor zaten; başlıyor boğayı pelerinle oynatmaya.

Hayvanın insanla bir alıp veremediği yok ama pelerine dayanamıyor. Pelerini boynuzlayıp hamlelerinin boşa gittiğini görünce daha da sinirleniyor hayvan. Matador ise pelerinin içine sakladığı ince bir kılıcı zaman zaman saplayarak daha fazla sinirlendirmeye çalışıyor hayvanı. Hatta elindeki kılıcı hayvanın sırtından içeri tamamen sapladığında deli gibi alkış alıyor. Hayvan eğer hala ölmediyse o kılıcı tekrar çıkartmak için hamle yapıyor matador. Sanırım hayvanı bu şekilde öldürebilmek matadorun kalitesini, yeteneğini ispatlıyor. 15 dakika boyunca hayvan boşa boynuz sallıyor ve yoruluyor. Çengelli şişlerin ve kılıç darbelerinin etkisiyle kan kaybetmeye başlayan havyan bir süre sonra hareket edecek gücü bulamıyor kendisinde ve dört ayağının üzerine çöküyor. Bu ise hayvanın hayatının sona erdiği anlamına geliyor. Boğanın tekrar hamle yapamayacağından emin olan matador, elindeki hançerle hayvanın ense köküne tek bir vuruş yapıyor ve felç olup kasılan hayvan arenada hayata veda ediyor.

 

Yetenekli matadorlar son vuruşu tek hamleyle gerçekleştirebiliyor ama yeteneksiz olanlar bir türlü hayvanı felç edecek noktayı tutturamayınca üst üste bıçak saplıyorlar hayvanın ensesine. Mizansen izleyeceğimizi düşünerek girdiğimiz arenada vahşeti görüyoruz.

 

Ezilenin yanında ezenin karşısında yer alan duruşumuz gereği sonunu bile bile boğaları destekliyoruz koca arenada. Mesela yavşak yavşak hareketlerle tribünlerden alkış toplamaya çalışan matadoru defalarca altına alan boğayı çılgınca alkışlıyoruz. Güreşler hiç de adil şekilde yapılmıyor haliyle. Boğa, matadoru altına aldığı zaman etraftaki diğer matadorlar hemen arenaya çıkıp hayvanın ilgisini dağıtmaya çalışıyorlar. Daha yakın olanlarsa ellerindekini hayvana batırıp boğayı uzaklaştırıyorlar.

 


Plaza del Toros’ta üç tane güreş izledik olayı tam kavrayabilmek için. Bu güreşlerden bir tanesinde boğa, matadoru iki kere altına alarak rezil etti. En sonunda karga tulumba dışarı taşıdılar matadoru. Güreşlerin adaletsizliği buradan da anlaşılabilir aslında. Matadoru alt eden boğa, güreşe devam etmese de hayatı bağışlansa mesela. Ama son darbeyi indirene kadar sürdürüyor İspanyollar. Hatta güreş dışı kalan matador arkadaşlarının hırsını almak için daha şiddetli davranıyorlar hayvana. Boğayı öldürdükten sonra tribünlerin gerginliği España Cani’yle alınıyor, ölen boğa da dört atlı arabanın arkasına bağlanarak sürüklene sürüklene arenanın dışına çıkartılıyor.

 

Kurban Bayramı’na vahşet, İspanya’daki boğa güreşlerine kültür diyenlerin de yanaklarını öperek herkesin bayramını kutluyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*