Türk vatandaşı vs Hırvat polisi

Türk Hava Yolları’ndan kampanyalı bilet bulmuşuz, izinleri falan ayarlamış, ekonomimize balans ayarı çekmişiz, keyfimiz yerine gelmiş. 2-3 saatlik uykunun ardından güle oynaya hava alanına doğru yola çıkmışız, bomboş uçakta sere serpe serilmiş keyifli keyifli yolculuğun tadını çıkartıyoruz. Gördüğünüz gibi her şey yerli yerinde gidiyor şu ana kadar. Uçak da sorunsuz bir şekilde iniyor ve dışarı adımımızı atıyoruz.

İlk şaşkınlık uçaktan dışarı adım attığımız anda yaşanıyor. Kıçımız donacak diye geldiğimiz Zagreb’te mis gibi bir havasıyla karşılaşıyoruz. Böyle kımıl kımıl bir mutluluk kaplıyor insanın içini. “Laylaylom galiba sana göre gezmeler” diye diye girişe yaklaşıyoruz. Hırvatistan’la aramızda herhangi bir vize uygulaması olmadığı için gayet rahat bir şekilde sıramızın gelmesini beklerken diğer kuyruktaki Türklerin suratlarının değiştiğini görüyoruz. Başka ülkelerin vatandaşları pasaportu gösterip geçerken uçaktan aşina olduğumuz Türkler, Hırvat polisinin karşısında kıvranıyorlar. Yol boyunca yanımızdan ayrılmayan keyifli dakikalar bu görüntüyle birlikte terk ediyor bizi.

Hafiften bir gerginlik başlıyor. Zaman geçince sıra bize geliyor ve dört kişilik ekibimizden en deneyimli olanı Hırvat polisinin karşısına çıkıyor. 1 Türk’ün işlemi hallolana kadar yanımızdaki sıralardan minimum 6 diğer milletler vatandaşı, ülkeye resmi olarak giriş yapabiliyor.

Dakikalar bir türlü geçmek bilmezken at gibi olan sarışın bir Hırvat polisi, hepimizin pasaportlarını istiyor. Pasaportlar incelenirken bir telefon trafiği yaşanıyor ama bizi de karşısında görmek istemiyor. Ne kadar paramız olduğunu, nerede kalacağımızı, niye geldiğimizi soruyor bizim elemana. Üstüne çalıştığımız şirketlerin kartlarını falan istiyor. Bu arada başka başka polisler de gelip gidiyor bizim polis ablanın yanına. Pasaportlarımız ellerinde sürekli bir şeyler konuşuyorlar. Sonra bir anda dört kişilik ekipten ikisini içeri alıyor, bana ve diğer arkadaşımı sıranın dışına gönderiyor.

Artık iyiden iyiye ülkeye alınmayacağımız konusunda hem fikiriz kader arkadaşım Salih’le. Akşam yemeğine eve yetişebileceğimizi falan konuşurken, dakikalar geçiyor ve uzaktan hareket çekiyorum “N’oldu bizim iş birader” diye atlı polisin atı olan sarışın ablaya. Bakışlarındaki ifadenin Türkçesi şöyle: “Heh, gelin bakayım siz benle…”

Hareketlerinde polis soğukluğu var. Gel, bekle, dur, şimdi tekrar gel diye diye polis odasına götürüyor bizi. Sonrası şöyle gelişiyor:

-Ne iş yapıyorsun?
-Gazeteciyim.
-Tek bavulun bu mu?
-Evet, bir tek bu var.
-Tek bavulun bu mu?
-Evet
-Bir tek bu bavulla mı geldin?
-Evet (İç ses: Evet dedik ya lan kodumunun..!)
-Diğer arkadaşlarının isimlerini söyle.
-Birinin ki Mustafa diğerininki Cüneyd. 10 yıllık arkadaşım onlar benim.
-Çantanı aç.
-Ok. Bunlar kitaplarım, bu eşofmanım, bu tişörtüm, bunlar İspanyolca kitaplarım (Burada gözüne sokuyorum İspanyolca kitabını, teneke değiliz lan biz dercesine)
-Dur, dur bu ne?
-Uyku tulumu.
-Niye getirdin bunu, hostelde kalmayacak mısın?
-Havalar soğuk. Geceleri üşüyebilirim. Bu arada yanlış olan bir şey mi var, problem ne?
-Bilmiyorum.

Salih’le de benzer muhabbete girdikten sonra pasaportlarımızı alıp herhangi bir şey söylemeden geri gidiyor. Biz de eşyalarımızı yerleştirip tekrar pasaport kontrolü yapılan yere dönüyoruz. Amirlerinden meymenetsiz bir kadınla uzun uzadıya bir şeyler daha konuşuyor ve sonunda giriş damgamızı basıp geçin diyor. Pasaportu aldıktan sonra arkama bile bakmadan havaalanının dışına çıkıyorum ve havanız batsın lan ibneler diyerek Hırvatistan’ın havasını bozmak için ilk sigaramı yakıyorum kader mahkumu, mapusane damlarından kardeşim Salih’le birlikte.

Olayın kritiğini yaparken yanımızdan geçen yaşlı bir Hırvat teyze kafasını çevirip “Selam aleyküm” diyerek yoluna devam ediyor, otomatikman “Ve aleykümselam” diye cevap veriyoruz ama ne olduğunu da anlayamıyoruz.

Yani, Hırvatistan’a ayak bastığımız anda üste üste iki gol görüyoruz kalemizde, yolculuğa 2-0 geriden başlıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*