Pamplona’da pis festival: San Fermin
Valla şu Pamplona ile ilgili yazı hep aklımdaydı. San Fermin Festivali başlamadan yazmak lazım diye düşünüyordum ama nasıl unuttuysam festival bitince geldi aklıma. Bu sene gidenlere bir faydası olmayacak ama gelecek yıl gidecek olanların işine yarar hiç değilse.
Başlayalım Pamplona’yı, boğaların insanları kovaladığı San Fermin Festivali’ni, oralarda başımızdan geçenleri anlatmaya.
Bu İspanyol nam milletinin eğlencesine ne kadar düşkün oldukları malumunuz. Futbol, fiesta, fado üçlemesi bu adamların memleketinden çıkıyor en nihayetinde. Zaten Latin kanının dolaştığı vücutların ağırbaşlılığını henüz göremedim ben. İşleri güçleri goy goy, lak lak. Paso eğlensin bu adamlar. Akşam sokakta eğlensinler, gündüz iş yerinde kendilerinden geçsinler. Bizim gibi ağırbaşlı bir topluluk değiller yani. Ders zamanı ders, oyun zamanı oyun şeklinde bir ayrım yok İspanyollarda. Futbol, fiesta, fado yani 3F, General Franco’nun toplumu yönetmek için bulduğu bir formül. Hala ne olduğunu anlamayanlarınız varsa diye açıklamasını da yaptım bak. Adamlar bir darbe yapmışlar koca ülke lunapark gibi olmuş. Bir de bizim darbetör generallerimize bak anasını satayım! Ulan Kenan Paşa bari sen de böyle bir şeylerle uyutsaydın milleti de biz de eğlencemize baksaydık. Darbeyi ciddi suratla yapınca hepimiz yüzü düşkün, suratı asık, agresif, gergin tipler olduk anasını satayım.
Neyse, bu eğlence kültürünü İspanya’nın her yerinde görebiliyorsunuz. Ama en çok da festival zamanlarında hissediyorsunuz. San Fermin Festivali zamanında Pamplona’nın her yerinde müzik var. Meydanlarda, parklarda küçük konserler verilirken; cafelerden, barlardan yüksek sesli müzik yayını yapılıyor. Sokak sanatçıları ayrı yerden çalıyor, sarhoşlar ayrı şarkılar söylüyor. Zaten küçük olan şehir tam bir ses kaosu yaşıyor festival zamanı.
Pamplona birçok Avrupa kentinde olduğu gibi yeni şehir ve eski şehir diye ayrılmış. Festival şehrin tarihi olan tarafında yapılıyor. Dar sokaklı, bitişik binalı bir kent getirin gözünüzün önüne. Televizyonlardan aşina olduğunuz boğaların insanları kovaladığı koşu eski kentin en büyük caddesinde yapılıyor. Büyük cadde dediysem tek bir aracın geçebileceği genişlikte Arnavut kaldırımlarıyla döşeli bir cadde işte.
Yetkililerden aldığımız bilgiye göre (Sonunda kullandım şu kalıbı, hell yeah!) Pamplona, 1 hafta süren San Fermin Festivali süresince 1 milyon turist ağırlıyor. Bu turistlerin çoğunluğunu da Amerikalılar oluşturuyor. Bu kadar çok turistin olması ekonomik kriz yaşayan İspanyolların ticaretle daha içli dışlı olmasını sağlıyor haliyle. Pamplona’nın her tarafı pazarlarla, işportacılarla dolup taşıyor. Müşterisinin eline poşeti tutuşturan “Param olsa da ben alsaaaaam!” diye bağırmaya devam ediyor.
Dedim ya festivalin yapıldığı alan küçük bir yerleşim birimi. Festivalin 1 hafta sürdüğünü, festival süresince de 1 milyon kişinin geldiğini düşündüğümüz zaman Pamplona’nın günde yaklaşık 150 bin kişiyi ağırladığı sonucuna ulaşırız ki, bu rakam bölge için inanılmaz bir kalabalık anlamına geliyor. Onun için 100 metrelik bir yolu 15 dakikada yürüyüp bitiremiyorsunuz. Tanımadığınız birinin arkanızdan sürtmesinden hoşlanmıyorsanız büyük bir sırt çantasıyla dolaşın o yolları. En fazla çantanıza yaslayabilirler ve götünüzü koruya koruya dolaşabilirsiniz. İşte bu büyük kalabalık yüzünden basit bir hostelin oda fiyatı yaklaşık 400 euroya kadar yükselebiliyor. Mesela koşuyu çevredeki evlerin balkonunda izleyenler 50 euro civarı para veriyorlar balkona çıkabilmek için. O yüzden festivale gidecekseniz gecelememek üzerine bir plan yapın.
Boğaların önünde koşturmak artık bir eğlence ama olayın temellerinde dini bir ritüel var. San Fermin denilen bir azize gidiyor hikayesi. San Fermin isimli aziz, Pamplona kentinin koruyucusuymuş yıllar yıllar önce. Günün birinde bu adamcağızı öldürmeye karar vermişler ve yakalayıp boğaların arkasına bağlamışlar. Sırtlarına sopayı yiyen hayvanlar da başlamışlar koşmaya ve San Fermin’i öldürüne kadar yerlerde sürüklemişler. Bu üzücü olayın ardından yıllar sonra San Fermin Yortusu başlamış. Zaman geçtikçe de festival olmuş. Pamplona’ya gittiğiniz zaman herkesin beyaz kıyafetler giydiğini görürsünüz. Bu, San Fermin’in temiz ruhunu temsil eder. Boyunlarına pañuelo denilen kırmızı bir mendil, bellerine de faja isimli kırmızı bir zünnar takarlar, bunlar da San Fermin’in işkenceyle dökülen kanını simgeler.
Festivale katılan hemen herkes günün tüm saati sarhoş olarak geziyor Pamplona sokaklarında. Yediden yetmişe herkes çok acayip içiyor, ben hayatımda bu kadar sağlam içen bir topluluk görmedim. O kadar içen insanların bir yerde hacet giderip abdest bozması gerekiyor haliyle, bunu da sokakta herhangi bir yerde rahat rahat yapabiliyorlar. İşte bu yüzden Pamplona sokakları idrar, domuz ve alkol kokuyor. Havanın sıcağını ve sokakların kalabalığını düşününce keyif alınabilecek bir yer olmaktan çıkıyor Pamplona.
Bu yazı burada bitsin. San Fermin zamanında Pamplona’nın nasıl bir yer olduğunu anlamışsınızdır diye düşünüyorum. Bizim San Fermin zamanında neler yaptığımızı sonraki yazıda anlatacağım.

